09 Nisan 2009

Öğretmen miyim, Adam mıyım, Neyim ?



Yenik düştüm.

Ama şimdilik.










Olay 1:

Berbat geçen bir sınav günün akşamı kadar rezil bir zaman yoktur üniversitede. Çok ezilmiş hissedersiniz. Hele ki idealler varsa. Tek odalı evinizde en alçak gördüğünüz yere oturur ve boş boş etrafı seyredersiniz ya da online bir günlük tutup insanlarla paylaşırsınız.

Öğrenciyi yanıltmaktan ve sınav esnasındaki şaşkınlıklarından zevk alacak kadar ruhu deforme olmuş öğretim görevlileri var. Bilginize. Peki nedir bu adamların ruhuna böylesine hakaret etmeme sebep olan?

Duyarsızlığı. Bencilliği. Ben varım başkası yok demesi.

Böyle okulun kapısından içeri adım atmayıp her fırsatta hocalara ateş püsüküren dengesiz bir kişi izlenimi bırakmak istemem. Okulla aram iyidir. Daha önceden de söylediğim gibi sistemin aldıkları gibi verdikleri de vardır. Severim.

Ama öğrencilere ettikleri bu zulümün kendilerine geri döneceğinin farkında olmadan, aldıkları maaşları helal sayıp çocuklarına yediren ve zevk-i sefanın dibine vurmuş bu entellektüel şizofrenleri gördükce kan beynime sıçrıyor.

Azimliyim ha! Sistem öğretmen olacaksın dedi. Olacağım. İtirazım yok. Ama öğretmenliği yüzüne gözüne bulaştırmış bu entellektüel şizofrenlere de pabuç bırakmayacağım.

Öğretmen nasıl olunur?

4 yıldır bu sorunun cevabını arıyorum. Emin olun üniversitede değil.


Olay 2:

Anne ve Baba.

Kaderdeki yerlerine ve önemlerine dair çok fazla konuşmaya gerek yok. Ama birkaç kritik noktaya değineceğim sütten ağzı yanmış biri olarak.

Bir boşanma davası var hayatımın tam ortasında. Boşanma kavramı hep komik gelmiştir bana. İki tarafta kinlerini püskürtürken birbirine, cefanın tadına bakan çocuklardır her zaman. Hele birde abi rolü size biçilmişse, derdin kaymaklısı sizin demektir.

Dün hiç birşey karalamadım buraya. içimden gelmedi. Kardeşim aradı. Sevgili validemle pederimin 14 yıldır süren boşanma davasında kardeşimin vesayetini iki tarafta istememiş. Çocuk esirgeme kurumuna soruşturma için yazı gönderilmiş.

İslamiyette kesin bir kaide vardır; insan annesini babasını ve eşini (eşlerini) seçemez.

14 yıldır bitmeyen bir boşanma davası doğru duydunuz.

Tarih Ağustos 2005. Herşey bitti dediğim bir zaman. Hayallerime elveda dediğim bir zaman. Dilediğim bölümü kazandığıma ilişkin yazıyı gördüm YÖK'ün ilgili sayfasında. Kıvanç. Yürüyerek terkedesim geldi şehri. Abartmadım tabi. Otobüse atladım. Mutluluk. Macera. Korku. Sevgi. Stres. Aşk. Hırs. Sex. Hayaller. İdealler. Üniversite.

Ama şimdi garip bir tedirginlik var içimde. Ünivesiteye ayak basalı 4 yıl oldu. Ama ben kardeşimin nelerle boğuştuğunu unutmuşum.

Tedirginim çünkü acı, hayattan sonra gördüğüm en kıvrak fahişedir.

Beni yıktı. Ama ayaklandım. Daha güçlü olarak kalktım. Ya kardeşim !!! Kalkabilecek mi bilmiyorum.

Evet. Katmerli itirafımdır. Vefalı bir kaderperver oldum da Adam! olabildim mi bilmiyorum.

Kaderperverlik Kaidesi dört; idealleriniz uğruna sevdiklerinizden ödün vermeyi göze almalısınız. Sevdiklerinizden ve canınızın parçalarından. Sonra ağlamaya bile vaktiniz kalmaz. Ancak online bir günlük tutup insanlarla paylaşırsınız...

Malumunuz cânım üniversitemde sınav haftası. Ama sistemin bana yüklediği sınav görevi yarın bitiyor. En azından şimdilik. Bana ve kardeşime şans dileyin.

Selametle


...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder